Televizyon devri bitiyor mu?

Google’ın Motorola’yı satın alması çok konuşuldu. Bunun tek nedeni, şirketin Apple-Samsung benzeri patent savaşlarından kaçınmak için çok sayıda patente sahip Motorola’yı satın almak istemesi değildi. Google’ın Motorola’yı satın almasının bir nedeni de Motorola’nın ABD’de TV yayınlarında kullanılan set top box’lara büyük yatırım yapmış olmasıydı. Google, Google TV’yi ABD’de yaygınlaştırmak istiyor ve CBS, ABC gibi büyük network’lerin (ulusal TV kanalları) tahtına göz dikiyor. Tabii, Google TV’nin bir gün öncelikle kendi içeriğini geliştirerek popülaritesini arttırmasından çekinen ulusal kanallar da buna izin vermiyor ve biz aslında internet TV ile Kablo TV, ulusal kanallar, DTV ve uydu yayıncılığı gibi “geleneksel” mecralar arasındaki bir çekişmeye tanık oluyoruz. Bu çekişmenin sonuçları TV yayıncılığı sektörünün geleceğini belirleyecek.

İnternet TV ile klasik IPTV arasındaki en büyük fark internet TV’de arama motoru ve YouTube gibi teknolojileri televizyonla tümüyle birleştiriyor olmamız. Bu teknoloji standart bir modem, dijital uydu alıcısı ve Smart TV’den çok daha gelişmiş bir gezinme deneyimi sunuyor. Google TV yayınlarını ABD’de Sony Internet TV gibi özel bir Smart TV ya da Logitech Revue gibi bir alıcı ile izleyebilirsiniz. Tabii bu arada, IPTV’yi de tube sitelerinden canlı veya kayıttan yürütmeli video akışı izlemekle karıştırmamak lazım. IPTV’de, Tivibu Ev uygulamasında olduğu gibi internet bağlantısı üzerinden özel bir reciver ile TV yayını alıyorsunuz.

Google TV teknolojisi, YouTube gibi sitelerin yanı sıra tam kapsamlı bir arama motoru deneyimi sunuyor. Örneğin, iPhone veya Android telefonunuzu uzaktan kumanda olarak kullanmanızı ve internet TV alıcınıza cep telefonu ya da tabletinizden dosya aktarmanızı sağlıyor. Böylece 24 saat yayın yapan ve hiçbir özelleştirilebilir içerik sunmayan ulusal veya yerel kanallar yerine; iste ve izle modeliyle dilediğiniz içeriğe kolaylıkla erişebiliyorsunuz. Ancak, standart Smart TV’ler ve uydu alıcılarında olduğu gibi az sayıda web sitesi ya da içerikle sınırlı kalmıyor, internette gerçek bir laptop kullanır gibi özgürce gezinebiliyorsunuz.

Google’ın cini

Google lambadan cini çıkardı… Peki, bu cini kontrol edebilecek mi? Bir gün Google TV, D-Smart Web TV veya Tivibu gibi platformlar, dijital karasal yayınların ve çanak anten kullanılan uydu yayınlarının yerini alacak mı? İnternet TV orijinal içeriğin parasını ödeyen biz kullanıcılara diğer dijital yayın platformlarından daha avantajlı ve ucuz erişim paketleri sunacak mı? Belki de en ilginç soru şu: Önümüzdeki 20 yılda bildiğimiz anlamda televizyonun modası geçecek mi? Televizyon tıpkı Uzay Yolu’nda söylendiği gibi gelecekte bir eğlence platformu olmaktan çıkacak mı?

Sektörün nasıl şekilleneceğini hep birlikte göreceğiz. Şurası kesin ki siber saldırıların arttığı ve Playstation hesaplarının çalındığı günümüzde, geleceğin internet TV’leri için standart kullanıcı şifreleri ve decoder’ların ötesinde bir şeyler geliştirmek lazım. Bu çözüm, bildiğimiz uydu alıcılarının minyatürünü yapıp iPhone’a koymak olabilir. D-Smart’ın yaptığı şifresi kırılamayan donanım destekli şifreler veya kuantum bilgisayar teknolojisi geliştirilmeden kırılması neredeyse olanaksız olan fraktal kodlar olabilir (fraktal kodlar en az 20 yıldır gizli servisler tarafından devlet sırlarını korumakta kullanılıyor).

Telekom ile BT sektörünün bütünleştiği bu çağda DVD ve Blu-ray gibi optik ortam yürütücülerin, uydu alıcısı, modem ve oyun konsollarının ortadan kalktığı; tabletler ile akıllı telefonların bütün bu fonksiyonları üstlendiği bir gelecekten de söz ediyor olabiliriz. Elbette bu cihazlara yatırım yapan üreticiler her şeyi bir arada yapan donanımlardan itinayla kaçınmaya devam edebilir ve her hizmet için bize ayrı bir cihaz satmayı sürdürebilirler. Doğrusu merak ediyorum, uzmanlara göre önümüzdeki yıllarda etkisi artarak sürecek bu global ekonomik kriz ortamında hangi yöntem üreticilere daha çok para kazandıracak?

Android ve hatta iOS’in gidişine baktığımızda her cihaz için ayrı bir işletim sistemi markası geliştirmek yerine, pazardaki az sayıda işletim sisteminden herhangi biriyle uyumlu farklı cihazlar üretme mantığı geçerli görünüyor. Bakalım bu eğilim, donanım ve yazılımın BT hizmetlerinin gerisinde kaldığı bulut bilişimin de etkisiyle hayalini kurduğumuz “hepsi bir arada cihazların” önünü açacak mı?

@Khosann….. alıntıdır…

209 defa görüntülendi